Üye Ol veya Giriş Yap |

Ana Menü

 
 Ana Sayfa
 Çeşitli Yazılar
 Canlı Tv Seyret
 İstatistik
 Top 10
 Siir
 Hikayeler
 Uyeler
 Özel Mesajlar
 Üye Listesi
 Iletisim
 Ziyaretçi Defteri
 Kullanıcı Günlüğü
 Hesabınız
 Genel
 Haber Gönder
 Haber Başlıkları
 Haber Arşivi
 Anket
 Ara
 Web Siteleri
 Mizah - Eglence
 Fikralar
 Flash Animasyonlar
 Duvar Yazıları
 3D Online
 3D Oyunlar

· News

Üye Giriş

 
Hoş geldin, Misafir
Nickname
Şifre
(Kayıt Ol)
Üyelik:
Son Üye: duygusal
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 122

Şu An Bağlı:
Ziyaretçi: 89
Üye: 0
Toplam: 89

Şairler

  · Vedat Selamoğlu
(534 şiiri kayıtlı)

Toplam 1 şair

Vedobay.Com - En Duygusal Ask Siirleri  Burada - Hikayeler
Ana Sayfa |  Hikaye Gönder |  Bütün Hikayelar |  Arama Sayfası |  En İyiler |  Rasgele Hikaye
İzleme Sayısı :
   2466
Puanlama :
   
Hikayeya Puan Verin
  1 Puan
  2 Puan
  3 Puan
  4 Puan
  5 Puan
  6 Puan
  7 Puan
  8 Puan
  9 Puan
  10 Puan
Aşk Hikayesi
Üniversiteli delikanlı kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. okul salonundaydı maç. tribünsüz,minik bir salon.. seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece..o kadar yakındılar..
Delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda.. hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. az sonra bir şeyi daha hissetti. uzun zamandan beri maçı değil, o güzel kızı izlediğini.. kız servis atarken hemen önünden geçti. göz göze geldiler.. kız gülümsedi..
Delikanlı, çok popülerdi o yıllarda.. kız onu tanımış olmalıydı. kim bilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı.. belki de delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmişti.. set değişip, takım karşıya gidince, delikanlı da yerini değiştirdi, o da karşıya gitti.. üçüncü sette tekrar eski yerine döndü.. kız da gidiş gelişleri fark etmişti galiba.. bir defa daha gülümsedi. manidar.."anladım" der gibi bir gülümseyişti bu...
Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü.. pazar günü, sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı, ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek için..
Delikanlı artık kızın hiçbir maçını kaçırmıyordu.. dahası.. ankara koleji'nin her dağılış saatinde, okul civarında oluyordu, onu bir kez daha görmek için.. karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme, çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır olmuşlardı.. bir defasında, yaptığına sonra kendisi de günlerce güldü.. o gün gene tesadüfmüş gibi, okul dağılışı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlamış, sonra arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koşarak, bir blok ötede gene karşısına çıkmıştı. kız bu defa, iyice gülmüştü.. karşısında, sözüm ona ağır ağır yürüyen, ama nefes nefese delikanlıyı görünce..
Delikanlı, voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. arkadaştılar. sonunda bütün cesaretini topladı, kaptana açıldı.. o kızdan fena halde hoşlanıyordu. galiba kız da ona karşı boş değildi. bir yerde, bir şekilde tanışmaları gerekiyordu.. o zamanlar, bu işler böyle oluyordu çünkü.. kaptan "tabi" dedi.. "bu hafta sonu güzel bir konser var. biz onunla gitmeye karar vermiştik zaten. sen de gel. hem konseri birlikte izleriz, hem de tanışırsınız.."

"mutluluk işte bu olmalı" diye düşündü delikanlı.. "mutluluk işte bu!.."

Ve konser gününe kadar geceleri hiç uyuyamadı.. konser gününü de hiç ama hiç unutmadı.. o ne heyecandı öyle.. konserin verildiği sinemanın kapısında tanıştılar.. el sıkıştılar.. o güzel ele dokunduğu anı da hiç unutmadı delikanlı.. kaptan, salona girdiklerinde, ustaca bir manevra daha yaptı. delikanlı ile dünyalar şirini kız yanyana düştüler.inanamıyordu delikanlı.. onunla nihayet yanyana oturduğuna, onun sıcaklığını hissettiğine, onun nefesini duyduğuna inanamıyordu.. biraz önce tanışırken tuttuğu el, bir karış ötesinde öylesine duruyor, delikanlı, sahnede dünyanın en romantik şarkısı söylenirken –o an dünyanın bütün şarkıları dünyanın en romantik şarkısıydı ya- o eli tutmak için öylesine büyük bir arzu duyuyordu ki içinde.. ama uzatamıyordu işte elini.. her şey böyle iyi giderken, yanlış bir hareketle, onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesine korkuyordu ki..
Sonunda dayanamadı, sanki kolu uyuşmuş gibi, uzandı..kolunu kızın koltuğunun arkasına koydu.. kızın omzuna değil.. koltuğun üzerine.. sonra kız arkaya yaslandı.. bir kaç saç teli, delikanlının elinin üzerine dokundu.. kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu artık genç adamın.. dünyalar şirini kızın saçları eline dokunuyordu çünkü.. konserden çıkarken, kız, şakalaştı.. "sizi her maçımızda görüyoruz. alıştık nerdeyse.. yarın adana'da da maçımız var.. gözlerimiz sizi arayacak.."
Hayır, aramayacaktı. delikanlı o anda kararını vermişti çünkü.. cebinde onu otobüsle adana'ya götürüp getirecek, hatta öğle yemeğinde bir de adana kebap yedirecek kadar para vardı.. gece yarısı kalkan otobüse bindi.. sabah erkenden adana'ya indi. maç saatine kadar başı boş dolaştı. salona erkenden girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere oturdu.. takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci oydu. maç falan değildi sebep tabii.. ilk sette kız farkında bile değildi onun.. nerden olsundu ki.. ikinci sette öbür tarafa gittiler.. döndüklerinde, ügüncü sette kız fark etti delikanlıyı..yüzünde çok ama çok şaşkın bir ifade, biraz mutluluk, biraz da gurur vardı sanki.. ankara'nın hele kolejde çok popüler bu delikanlısının onun için ta oralara geldiğini bilmenin gururu..
Maç bitti. kız soyunma odasına, delikanlı garaja gitti. tek kelime konuşmadan.. konuşmaya gelmemişti ki.. kız "keşke orada olsaydın" demişti. o da olmuştu işte.. hepsi o.. ona o kadar çok şey söylemek istiyordu ki aslında..
Bir gün üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir şiire rastladı. daha doğrusu bir şiirden alınmış bir dörtlüğe.. söylemek istediği her şey bu dört satırda vardı sanki.. bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı.. öğleden sonrayı zor etti, kolejin önüne gitmek için.. kızın karşıdan geldiğini gördü. koşarak yanına gitti. "bu sana" diye kartı eline tutuşturdu ve kayboldu ortadan.. kız, necip fazıl'ın dört satırını okurken..
"ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar...
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar!.."
Ertesi gün öğleden sonra, tarif edilemez heyecanlar içinde kolejin önündeydi gene.. kız karşıdan geliyordu.. bu defa yanında arkadaşları yoktu. yalnızdı.. yaklaştığında işaret etti delikanlıya.. gözlerine inanamadı genç adam.. onu yanına mı çağırıyordu yoksa.. evet, çağırıyordu işte.. kalbinin duracağını sandı yaklaşırken.. "sana bir şeyler söylemek istiyorum" dedi kız.. o da heyecanlıydı, belli.. "bak iyi dinle.. dünkü satırlar için çok teşekkürler.. herhalde hissettin, ben de senden hoşlanıyorum. ama senden evvel tanıdığım birisi daha var. ondan da hoşlanıyorum ve henüz karar veremedim, hanginizden daha çok hoşlandığıma.. ve de şu anda, onu terk etmem için bir sebep yok.."
"o zaman karar verdiğinde ve de eğer seçtiğin ben olursam, hayatında başka kimse olmazsa, ara beni!" dedi, delikanlı ikiletmeden.. ayrıldı kızın yanından.. bir daha voleybol maçına gitmeden, bir daha okul yolunda önüne çıkmadan.. bir daha onu hiç görmeden..
Yıllarca sonra levent yüksel'in söyleyeceği şarkıdaki sezen aksu'nun sözlerini o zaman biliyordu sanki. aşk "onurlu" olmalıydı.. günlerce, haftalarca, aylarca bekledi.. tıpkı, kıza verdiği o dörtlükteki gibi bekledi.. hastanın sabahı, şeytanın günahı beklediği gibi bekledi.. heyecanla bekledi. hırsla, arzuyla bekledi. umutla, umutsuzlukla bekledi. bazen öfkeyle bekledi.. ama bekledi.. başka hiç kimseye bakmadan, başka hiç kimseyi bulmadan bekledi. bir gün bir şiir antolojisinde şiirin tamamını buldu.. iki dörtlüktü şiir.. ilki kıza verdiğiydi.. bir ikinci dörtlük daha vardı orada.. o dörtlüğü de bir kartın arkasına dikkatle yazdı.. cebine koydu..
Bekleyiş sürüyor, sürüyordu.. okullar kapandı, açıldı.. aylar, aylar geçti..bir gün delikanlı kızı aniden karşısında gördü.. "günlerdir seni arıyorum" dedi kız. "günlerdir seni arıyorum. işte sana haber.. artık hayatımda hiç kimse yok!.."
"yaa" dedi delikanlı.. "yaa" dedi sadece.. kalbi heyecandan ölesiye çarparken, aylardır ölesiye beklediği an gelip çatmışken, ağzından sadece bu ses çıkmıştı: "yaaa!.."
Cebindeki artık iyice eskimiş kartı uzattı kıza.. "sana bir şiirin ilk dörtlüğünü vermiştim ya bir gün.." dedi. "bu da sonu onun..."
Sonra yürüdü gitti, arkasına bile bakmadan.. kız ikinci dörtlüğü oracıkta okurken..
"geçti istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni.
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme artık neye yarar!.."
Aradan yıllar, çok ama çok uzun yıllar geçti. delikanlı bugün hala düşünüyor.. o uzun, çok uzun bekleyiş mi öldürmüştü aşkını? ya da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili yaratmıştı ki, artık yaşayan hiç kimse bu hayali dolduramazdı.. o sevgilinin kendisi bile.. hayalindekini canlı tutmak için mi, canlısını silmişti yani?.. ya da.. ya da.. bir şiirin romantizmine mi kapılmış, bir delikanlılık jesti uğruna, mutluluğunun üzerinden öylece yürüyüp mü gitmişti acaba?
Delikanlı bu soruların cevabını bugün hala bilmiyor.. bilmediğini de en iyi ben biliyorum.. çünkü, o delikanlı, bendim!...

Yazar : hıncal uluç

Yorum Ekle | Arkadaşınıza Gönderin Arkadaşınıza Gönderin | Yazdır Yazdır

Vedobay şiir sitemizde çeşitli şairlerin ve bana ait şiirleri bulabilirsiniz. Vedobay olarak size bir kaç tane web sitesi önereceğiz. Erenet oyun ile oyun oynayın. - 3d oyun oynamak için 3doyunlar.net sitesini ziyaret edin. Erenet ile animasyon izle ve eğlen. Kenan Işık'ın sunduğu Kim Milyoner Olmak ister programı ile ilgili bilgilerede erişebilirsiniz. Televizyon kanalları ve radyo yayınları için canlı tv seyret sitesine geçiş yapabilirsiniz. Ayrıca 3d oyunlar sitesinden 3d oyun oynayabilirsiniz.

IP Adresiniz: 34.239.158.107

Vedobay.Com'un içerik kod yazılımı PHP-Nuke sitesine aittir.

Copyright © by Vedobay.Com Webmaster: Vedobay
E-Mail:


Sitemiz en iyi Firefox tarayıcı ile 1024x768 çözünürlükte görüntülenir.


Sayfa Üretimi: 0.12 Saniye
Theme Copyright by Erenet.info